Tel: 0216 334 91 58

Valide Atik Mahallesi, Eski Toptaşı Caddesi, No. 98 ÜSKÜDAR

Çalışma Saatleri: Erkekler: 07:00 - 22.30 / Kadınlar: 08:00 - 20.00

 

TARİHCEMİZ

Haseki Afife Nûr-Banû Valide Sultan
Batı kaynaklarındaki bilgilere göre, 1525 yılında, o devirde Venedik Cumhuriyeti'nin toprağı olan Ege Denizi'ndeki Páros adasında, Nicolo Venier ile Violante Baffo'nun kızı olarak dünyaya gelmiştir. Osmanlı kaynaklarına göre ise Osmanlı'ya faizi getiren ilk kişi olan Yasef Nassi'nin kızıdır. Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Haseki Hürrem Sultan tarafından saraya alınarak eğitime yollanmış, daha sonraki yıllarda kendisine Haseki Hürrem Sultan tarafından Nurbanu yani "ışık saçan kraliçe" adı verilerek II. Selim ile evlendirilmiştir. İlk adı Afife ise "namuslu" anlamına gelmektedir. Henüz on yaşındayken Osmanlı korsanları tarafından kaçırılan Nurbanu Sultan zekasıyla Hürrem Sultan'ın ilgisini çekmiş ve onun tarafından Manisa sancağına eğitime yollanmıştır. Döndüğünde ise güzelliğiyle de beğeni toplamış ve Şehzade Selim ile evlendirilerek Hürrem Sultan'ın gelini olmuştur. Şehzade Selim'in Nurbanu'nun aşkıyla yazdığı şiirler Divan Edebiyatı'nın en güzel örnekleri arasında yer alır. Takip eden yıllarda tüm kardeşlerinin ölmesiyle Selim önce Kanuni'nin varisi ve sonra da Osmanlı Devleti'nin padişahı olmuş, Nurbanu da sarayın tek kadın hakimi durumuna gelmiştir. Selim'in 21 Aralık 1574 tarihinde ölümü üzerine, Nûr-Banû Sultan'ın oğlu Murat Osmanlı tahtına çıktı. Böylece Nûr-Banû Sultan da Valide-i Atik Sultan ünvanını aldı. "Atik" eski anlamına gelmektedir; ilk ve en büyük valideyi kasteder. Bazı tarihçilere göre cariyelikden gelerek "Valide Sultan" ünvanını alan ilk kişidir. Bundan dolayı "atik" ünvanını aldığı düşünülür.

 

Valide Atik Külliyesi
İstanbul’un boyutları açısından en büyük külliyeleri arasındadır. Cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, kervansaray, hamam, darülkurra, darüşşifadan oluşan yapılar grubunda günümüzde sadece cami ve 16. yüzyıl ayrıntılarını kaybetmiş hamam özgün işlevini sürdürmektedir. Külliyenin büyük bir bölümünün yakın bir tarihe kadar hapishane olarak kullanılması özgünlüğünü kaybetmesinin en önemli nedenlerinden biridir. Hapishane olarak kullanılan bölümler günümüzde Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’ne tahsis edilmiştir.Külliyenin en önemli yapısı olan cami, Sinan’ın külliyeyi tamamlamasından sonra genişletilmiştir. Bu genişletme çalışması sırasında yanlara doğru mekânlar eklenmiştir. Genişletme çalışması Sinan’ın yaşamının son yıllarına denk geldiği için araştırmacılar bu bölümün Sinan’ın yardımcıları tarafından yapıldığını düşünmektedir. Camiye yapılan bir başka ek ise II. Mahmut dönemine tarihlenir. Bu dönemde camiye bir hünkâr kasrı ve mahfili eklenmiştir.